HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃 Telegram channel photo

HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃

@gayb571Public Channel

İstemez misin, Ey Ömer! Dünya onların, âhiret de bizim olsun! - Hz. Muhammed (sav.)🌹 https://instagram.com/meftunnn571?igshid=ZDdkNTZiNTM= @gayb571 💚 https://whatsapp.com/channel/0029Vb5iwgNCnA7lvDQ2k82W @Nur_ilk 💚الكنور.........ن

DinTürkçeTürkiye

67

Last views

2.3k (2,311 subscribers)
Üyeler
—
Rating
56
Total Posts
Oct 16, 2026, 9:20 AM
Güncellendi
Apr 14, 2026
Created
Stats

Türkçe içerik görüyorsunuz. Diğer dillerdeki içeriği görmek için site dilini değiştirin.

Channel Information

Channel Information
Channel NameHAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃
Username@gayb571
CategoryDin
LanguageTürkçe
CountryTürkiye
Üyeler2,311
Channel TypePublic Channel
Created14 Nis 2026
Last Updated16 Eki 2026 • 5 gün önce
StatusActive

Sıralama

Küresel Sıralama
#122488+388
Dil Sıralaması
#1201+4
Kategori Sıralaması
#2067+11

Üye Büyümesi

Toplam: 2.3K30 Days growth: +281.2%
09/1709/2209/2710/0210/0710/1210/16
Üye Büyümesi - 30 Days
DateSubscribers
17:09:20262,283
18:09:20262,283
19:09:20262,290
20:09:20262,290
21:09:20262,290
22:09:20262,290
23:09:20262,290
24:09:20262,290
25:09:20262,290
26:09:20262,290
27:09:20262,290
28:09:20262,290
29:09:20262,290
30:09:20262,290
01:10:20262,290
02:10:20262,290
03:10:20262,290
04:10:20262,290
05:10:20262,290
06:10:20262,290
07:10:20262,290
08:10:20262,290
09:10:20262,290
10:10:20262,290
11:10:20262,290
12:10:20262,290
13:10:20262,290
14:10:20262,290
15:10:20262,290
16:10:20262,311
Üye Büyümesi - Weekly
DateSubscribers
Week of 13:04:20262,478
Week of 20:04:20262,478
Week of 27:04:20262,408
Week of 04:05:20262,408
Week of 11:05:20262,408
Week of 18:05:20262,408
Week of 25:05:20262,408
Week of 01:06:20262,408
Week of 08:06:20262,408
Week of 15:06:20262,408
Week of 22:06:20262,408
Week of 29:06:20262,328
Week of 06:07:20262,328
Week of 13:07:20262,328
Week of 20:07:20262,328
Week of 27:07:20262,328
Week of 03:08:20262,328
Week of 10:08:20262,328
Week of 17:08:20262,273
Week of 24:08:20262,273
Week of 31:08:20262,276
Week of 07:09:20262,283
Week of 14:09:20262,290
Week of 21:09:20262,290
Week of 28:09:20262,290
Week of 05:10:20262,290
Week of 12:10:20262,311
Üye Büyümesi - Monthly
DateSubscribers
April 20262,478
May 20262,408
June 20262,408
July 20262,328
August 20262,276
September 20262,290
October 20262,311
Üye Büyümesi - Yearly
DateSubscribers
20262,311

Son Yazılar

Sultan Muhammed Râşid Hazretleri (ksa) Hac'ca gitmeden önce; halîfelerinden Seydâ Muhammed Konyevî Hazretleri'ne;

-Molla Muhammed.! Biz Hac'ca gidiyoruz. Buraya gelenlere tevbeyi sen ver. Ama eski sofilere değil; yeni sofilere ver buyurmuşlar.

Sonra Sultan Muhammed Râşid Hazretleri (ksa) Hac'ca gitmişler. Emir üzere Halîfe Hazretleri; verilen hizmeti yapmışlar.

Daha sonra, Sultan Muhammed Râşid Hazretleri (ksa) Hac'dan gelmişler ve sormuşlar;

-Molla Muhammed; eskiyi yeniyi nasıl ayırt ettin.?

Halîfe Seydâ Muhammed Konyevî Hazretleri şöyle cevab vermişler;

Kurban.! Himmetinizle gördüm ki; Eski Sofilerin Alnında Sâdatların MÜHRÜ VAR !

Baktım Kimde Mühür yok; 'Bu yenidir.!' diye tevbe verdim" demişler. Muhammed Râşid Hazretleri (ksa) tebessüm etmişler.
67000
İmam Şa'rânî hazretleri el-envârü'l -Kudsiyye adlı eserinde anlatıyor:

-Bende Evliyâlar gibi olayım diye çok istedim. Ancak hakir halimi görünce çok üzüldüm. Anladım ki yüksek Evliyâlar makamını istememde, aslında yüce Allah'ın bana kısmet ettiğine rıza göstermemek vardı. Bu düşüncemden dolayı kötü bir ölümle ölmekten çok korktum ve o gün için çok daraldı. Evden dışarı çıktım . " Ravza karşısındaki "esbab denilen dinlenme yerine vardım. Orada uyku ile uyanıklık arasında iken, kalbime şöyle ilham olundu:
- Ey kulum! Seni bütün kâinattan haberdar etsem; kullarımın sayısını, canlı cansız her bir zerreyi, isimlerini, ömürlerini hayvanların cinslerini ve birbirleriyle münasebetlerini, ne kadar yumurtadan hangi yavru ve ne kadar doğum olduğunu sana keşfettirsem, cennet ve cehennemi, orada bulunan zahir/bâtın bütün nimetleri sana göstersem, benim kudretimle sen yağmur yağdırsan , ölüleri diriltsen, mümin kullarıma ikram ettiğimin hepsini senin elinden geçirsem, yinede Bana kullukta bir şey yapmış sayılmazsın. Ancak ne zaman bana kulluk ve ibadete yönelirsen, işte o vakit yakınlaşmaya başlarsın.
Demek ki kardeşler!
Kulun Allah'ı zikretmesi, Allah'ın mülküne bir şey katmıyor. Zikir, bizim ahvalimizi ıslah ediyor, mükâfat ve sevabı ise bize kalıyor. Bütün insanların küfretmiş olması da yüce Allah'ın mülkünde bir noksanlık meydana getirmez. Tüm dünya evliya olsa
Allah'ın mülküne bir şey katmaz. Şu halde kul zikirle kendini yüceltmiş oluyor, sevabı kendisine kalıyor. Cenneti kazanmasına ve azaptan kurtulmasına vesile oluyor.
Dr.Ahmed Çağıl rahmetullahi aleyh
62000
Hazret Şeyh Muhammed Diyâuddin kuddise sırruhû,"Bana feyiz himmet ve muhabbet az geliyor"diye şekva eden bir mürîde bir kıssa ve beyit ile cevab vermişler.

Muhtasaran kıssa ve beytin hikayesi şu şekilde, Hâfız Şirazi'ye zamanın Sultan ı bir cübbesini hediye göndermiş Sultanın iki elçisi Hâfız Şirazi ye cübbeyi giydirmişler. Lakin Sultan ın cübbesi Hâfız Şirazi Hazretlerine bayağı uzun gelmiş. Sultan bunu haber alınca üzülmüş. Bunun üzerine de Hâfız Şirazi Hazretleri evvelen Sultan a bir mektup yazıp âhirine şu beyti derc etmiş,
Hazret Muhammed Diyauddin kuddise sırruhû nun o sofiye söylediği beyit nakl ettiği meali icmalen şu şekilde. Hâfız Şirazi Hazretleri Sultan a şöyle buyurmuş:

"Efendim gönderdiğiniz elbisenizin bizim üzerimize tam oturmayışı,
Sizin elbisenizin eksikliğinden değil,
Bizim boyumuzun kısalığındandır... "

Hazret Kudduse sirruhu ince bir uslub ile o müridi ikaz eylemişler . Yani, "Himmet, feyiz ve muhabbet az diye birşey yoktur. Hepsi fazlası ile vardır. Velâkin sizin kursagınız bu kadarına ancak kifayet edebilmektedir .."

Şâh-ı Hazne kaddesallahu sırrahu'l âli Hazretleri de şöyle buyurmuşlar: "Mürşidin himmeti müridin ğayretine göredir..."
68002
İmam el-Evzâî -rahmetullâhi aleyh- şöyle saymıştır:

Afiyet on kısımdır:
Dokuzu suskunluk,
Biri de insanlardan kaçmaktır (uzak durmaktır).

• Sıfatu's-Safve
97004
Seydâ-i Tâhî'nin (k.s.) Duası

Gavs-ı Hizânî Hazretleri üç halifesi ile birlikteyken birdenbire onlara "Şu an duaların kabul vaktidir, her ne murâdınız varsa Allah'tan isteyin" dedi. Gavs daha sonra her birine Allah'tan ne istediklerini de sordu. Molla Hâlid-i Orekî (k.s.) şehitlik istediğini söyledi, gerçekten de o Rus harbinde şehit oldu. Molla Abdurrahman (k.s.) cezbe istediğini söyledi, gerçekten de o ömrünün sonuna dek cezbe ile yaşadı, hatta adı Mevlânâ Meczub oldu. Abdurrahman Tâhî Hazretleri ise tarikatının kıyamete kadar devam etmesini istediğini söyledi.

[ Birketü'l-Kelimât ]
133001
Tefrikanın, fitnenin, adavetin, öfkenin, şiddetin, gazabın aracı membaı olmuş. Tabi ki bütün bunlar, ilimde, ilmin kendisinde olan bir olumsuzluk, kötülük değil bilakis ilmi öğrenendeki olumsuzluktur, kötülüktür. Hz. İsa (a.s.)’ya atfedilen şu hakikatte olduğu gibi; ’İlim gökten inen suya benzer. Tatlı ağaç onu alır, tatlı meyve verir. Acı ağaç onu alır, acı meyve verir.’

(Endnotes)
1 Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Mesnevî, c. II, beyit: 1720 vd.
2 Müslim, el-Mesâcid Ve Mevâdiu’s-Salât, 7, h.no:33/537.
3 Deylemî, el-Firdevs Bime’sûri’l-Hitâb, c.1, s.256, h.no:996, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 1986; İbn-i Hibbân, Kitâbu’l-Mecrûhîn Mine’l-Muhaddisîn Ve’d-Duafâi Ve’l-Metrûkîn, c.2, s.264, Dâru’l-Ma’rife, Beyrut, 1992.
122000
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver anları
Bana seni gerek seni

Tabi bu noktada kişilerin istidatlarını, anlama ve kavrama yeteneklerini, en başında da Allah’ın kaderini meseleden uzat değerlendirmemek lazım. İnsanlar farklı hilkat ve cibilliyette yaratılmış, farklı zaman ve mekanlarda iskân edilmişlerdir. Hakikati arama noktasında kimi Yunus Emre gibi ’Bana seni gerek seni’ diyecek, kimisi de bir iman arayışı içerisine girecektir. Bize düşen Peygamberî metot ile önce kendi nefsimizde, daha sonra ise mümin sadırlarda bizi hakikate ulaştıracak imana talip olmak olmalıdır. Muhatabın anlayışına göre dinî ve dinî meseleleri anlatmak, karşıdakinin algı düzeyini ve kavrama seviyesini tebliğ ve irşat noktasında asla es geçmemektir. Şu hadise bu söylediklerimizi ne güzel özetlemektedir.
Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî anlatıyor: Benim bir cariyem vardı. Uhud ve Cevvâniyye taraflarında bana ait koyunları güderdi. Bir gün (onun yanına) vardım, bir de ne göreyim, kurt onun (güttüğü) koyunlardan birini götürmüş! Ben Ademoğullarından bir adamım. Onların kızdığı gibi ben de kızarım. Fakat ben cariyeye öyle bir tokat vurdum ki… Ardından Rasûlullah (s.a.v.)’e geldim. Bu (yaptığı)­mı bana fazla buldu. ’Yâ Rasûlallah! O halde onu azat etmeyeyim mi?’ dedim. (Rasûlullah): ’Onu bana getir.’ buyurdu. Derhâl o (cariyey)i O’na getirdim. (Rasûlullah) ona: ’Allah nerededir?’ buyurdu. (Câriye): ’Göktedir.’ dedi. (Rasûlullah): ’Ben kimim?’ buyurdu. (Câriye): ’Sen Allah’ın elçisisin.’ dedi. (Rasûlullah): ’Onu azat et; çünkü o mü’minedir.’ buyurdu.2
İman hususunda aslolan özü, saf olanı muhafaza etmektir. Bu son derece mühim noktadır. İnanç konusunda özellikle mü’min kulu, ana mecradan uzaklaştıracak tartışma ve polemiklerden uzak durmak saf olanı koruma noktasında fevkalade önemlidir. Özellikle günümüzde müminler olarak bizlere hiçbir faydası olmayan, hormonal mevzu ve suni tartışmaların uluorta konuşulması zihinleri bulandıracak ve dimağları derinden sarsacak kuvvettedir ki, saf ve hak olanı koruma noktasında bunlardan uzak durmak elzemdir. Bu hakikati bizlere asırlar öncesinden mucizevî bir şekilde haber veren Alemlerin Efendisi (s.a.v.)’nden rivayet edilen şu uyarı ne kadar da açıktır.
’Ahir zaman olup da hevalar arttığı (çeşitlenip ihtilaf ettiği) zaman çöl halkının (bedevilerin) dinine uyun (sarılın).’3
Bütün bunların nihayetinde imanlarımız saf olmalı. Hak olmalı, hakikat olmalı. İlahiyat alanında kariyer yapmayı ’büyük’ gaye edinen, ciltler dolusu kitaplar okuyan, binlerce ayet ve hadis ezberleyen ve bunlarla onu bunu tekfir eden, mezhepçilik ve ırkçılıkla Müslümanlar arasında tefrika ve fitne oluşturanları gördükçe ’çöl halkının (bedevilerin) dinine uyun’ sözünün manasını, önemini ve ne denli gerekli olduğunu daha iyi anlıyor insan. Şöyle mevcut durumu tekrar gözden geçirdiğimizde koca koca (?) adamlar, büyük büyük (?) ilim sahipleri dağıtıyor, bozuyor, yıpratıyor, yozlaştırıyor, yıkıyor, kırıyor, derin düşmanlıklar oluşturuyor. Ama az bir ilme sahip ’kocakarı imanı’na sahip ’kul’lar ise yapıyor, derman oluyor, derin muhabbetler ve samimi dostluklar oluşturuyor. Yazımızın en başında da ifade ettiğimiz gibi elbette ki ideal olan hem ilim sahibi olmak hem de saf bir imana sahip olmaktır. Ama maalesef özellikle bugün gelinen nokta göz önüne alındığında İslam dünyasındaki temel sorunlarımızdan biri de hakikati arayıp bulmak yerine bilerek ya da bilmeyerek yeni ve kalıcı sorunlar çıkartan sözde ilim sahipleri. İşin sadece bilgi boyutunu elde etmiş ve elde ettiği bilgiyi, malumatı aklına, sadrına bir manada ilah edinmiş, tek şaşmaz ve mutlak doğru olarak sadece nazari bilgisini alıp bu meyanda da aklı sorgulanamaz temel ölçüt kabul etmiş sözde ilim adamları. Maalesef çoğunlukla bu ilim sahipleri saf imanı kuvvetlendirip ümmetin gönlüne şifa sunma yerine mü’minlerde var olan has ve saf hakikati bulandırıyor. Bütünü için değil belki ama bugün ilim, iyiliğin aracı olmaktan çıkmış kötülüğün aracı olmuş durumda.
119000
Dalgıcın ayağında kar ayakkabısı olmazsa ne zararı olur. Sarhoşlardan kılavuzluk arama. Elbiselerini paramparça yırtmış olana yamadan bahsetme. Aşk milleti bütün milletlerden başkadır. Aşıkların milleti ve mezhebi Allah’tır. Lâl’in lâl olduğunu ispat eden bir damgası olmasa ne çıkar. Aşk gam denizinde gamlanmaz ki.
Ondan sonra Hak, Musa (a.s.)’nın sırrına dile gelmeyecek sırlar söyledi. Musa (a.s.)’nın gölüne sözler döktüler. Görmekle söylemeyi birbirine karıştırdılar. Nice defa kendinden geçti, nice defa kendine geldi. Kaç kere ezelden ebede uçtu. Eğer bundan ötesini anlatmaya kalkışırsam ahmaklık etmiş olurum. Çünkü bunu açmak bunu anlatmak anlayışın ötesindedir. Söylersen akıllar hayran olur. Yazsam birkaç kalem kırılır. Musa (a.s.) Allah’tan bu azarı duyunca çöle düşüp çobanın ardınca koştu. O hayran aşığın izini izledi, çöldeki otların tozunu silkti. Aşık ve hayran adamların ayak izleri başkalarının izinden ayrılır, hemen belli olur. Aşık ruh gibi bir ayağını yukardan aşağıya atar, bir ayağını fil gibi eğri büğrü basar. Bazen bir dalga gibi bayrak diker, yücelir. Bazen balık gibi suyun içinde gider, görünmez. Bazen de remilcinin remil dökmesi gibi ahvalini toprak üstüne yazar.
Musa (a.s.) nihayet onu bulup gördü. Dedi ki:
- Müjdeler olsun, Allah’tan izin geldi. Hiçbir sebep ve tertip yolu arama. Daralan gönlün ne isterse onu söyle. Senin küfrün din, dinin can nuru. Sen emniyete erişmişsin. Bütün bir cihan da senin yüzünden eman-ı ilahiyededir. Ey dilediğini yapan Allah’ın muafı! Pervasızca yürü, dilini aç. Çoban:
- Ben o halden, o sözden geçtim. Şimdi kendi gönlümün kanına bulandım. Ben Sidretü’l-Münteha’dan da aşmış, oradan bile yüz binlerce yıl ötelere gitmiştim. Sen bir kamçı vurdun, atım şahlanıp sıçradı, kâinatı aştı. Nasutumuzun mahremi Lahutu olsun artık. Aferin eline koluna. Şimdi benim halim söze sığmaz. Zaten bu söylediğim de benim ahvalim değil. Aynada bir suret görürsün ya, fakat o senin suretindir, aynanın değil. Neyzen ney üfler. Fakat bu nefes ve bu nefesten çıkan ses neyin midir, neyzenin mi? Bu ses neyin harcı mı, neyzenin harcı mı? dedi.
1
İman, üzerinde en fazla konuşulan dini kavramların başında gelmiştir hep. İman artar mı eksilir mi? Kuvvetlenir mi zayıflar mı? Amel ile ilişkisi nasıldır? gibi sorular hemen hemen tarihin her döneminde tazeliğini korumuş mühim meselelerden olmuştur. Yine tarihimize baktığımızda bu tarz sorulara ve bu denli mühim mevzulara genelde farklı cevaplar verilmiş ve iki kutuplu görüşler ortaya çıkmıştır. Burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir olgu vardır ki o da şudur: Herkesin imandan nasibi (Allah’ın muradı dahilinde) anlayışı ölçüsündedir. Yani diğer bir ifade ile kişinin imandan anladığı, iman tasavvuru ile direk ve doğru orantılıdır. Bundan olsa gerek ki, her bireyin kendisine has iman ve inanç tanımı, algısı vardır.
Yine burada değinilmeden geçilmemesi gerekli bir diğer husus da şudur: İman eksenli algı, tasavvur ve tanımlamaların herhangi bir ölçü ya da terazide azlık-çokluk, öncelik-sonralık değeri yoktur. Meseleyi somut hale getirebilmek için şu örneği verebiliriz: Dağ başındaki bir çobanın imanı, Allah katında bir bilginin, bir alimin imanından daha makbul olabilir. Çünkü imana değer veren, onu makbul olma noktasına çeken hiç kuşkusuz, ’saf’ ve ’ihlaslı’ olmasıdır. Bu hasletler de kimde ve kimin imanında var ise o diğerinden daha makbul, Hak katında daha değerlidir. Bu, ’imanı ve iman ile ilgili meseleleri ilmî ciheti ile okumayalım, bunlara gerek yok’ manasına değildir şüphesiz. Buradaki asıl sır, kulun tam manası ile teslim olması nihayetinde bütün delillerin, ilmî/felsefî iman tanımlamalarının, ciltler dolusu kelamî tartışmaların hakikati elde etmişler için beyhude oluşudur. Tam bu noktada şu nükte pek bir manidardır: Cüneyd-i Bağdadî (k.s.)’ye ’Falanca yerde bir alim zat var, Allah’ın varlığını 99 delil ile ispatlıyor.’ dediklerinde Hazret şu cevabı verir: ’Demek onun Allah’ın varlığı ile ilgili 99 şüphesi varmış.’
Mevzu iman olduğunda gaye sadece Hakk’ın rızası ve kalbin huzurudur, itminanıdır. Yunus’un dediği gibi:

Sufilere sohbet gerek
115000
Mesnevi'den Yola Çıkarak İman Üzerine Bir Değerlendirme

Musa (a.s.) yolda bir çoban gördü. Çoban şöyle söylenip duruyordu:
- Ey kerem sahibi Allah’ım! Neredesin ki sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Sana süt ikram edeyim. Elceğizini öpeyim, ayacığını ovayım. Uyuma vaktin gelince yerceğizini silip süpüreyim. Bütün keçilerim sana kurban olsun. Bütün nağmelerim, heyheylerim senin yadınladır Allah’ım.
Çoban bu çeşit saçma sapan şeyler söyleyip duruyordu. Musa (a.s.):
- Çoban, bunları kime söylüyorsun? diye sordu. Çoban:
- Bizi yaratana, bu yeri göğü halk edene, diye cevap verince, Musa (a.s.) dedi ki:
- Vah vah, sen çıldırmışsın. Daha Müslüman olmadan kâfir olmuşsun. Bu ne saçma söz, bu ne küfür, bu ne olmayacak şey. Ağzına pamuk tıka, küfrünün pis kokusu dünyayı tuttu. Küfrün din kumaşını yıprattı. Çarık, dolak ancak sana ve senin gibilere yaraşır. Tarif edilemez güneşe bunlar layık olur mu? Böyle sözlerden ağzını kapamazsan bir ateş gelir, bütün mahlukatı yakar. Zaten gazap ve kahır ateşi gelmediyse ağzından çıkan bu küfür dumanı ne? Can niye kapkara bir hale geldi, ruh merdutlaştı. Allah’ın her şeye kadir ve her hususta adil olduğunu biliyorsan nasıl oluyor da bu hezeyanlara, bu küstahlığa cüret ediyorsun? Akılsız dost zaten düşmandır. Allah bu çeşit hizmetlerden ganidir. Sen bunları kime söylüyorsun; amcana, dayına mı? Allah’ın sıfatlarında cisim sahibi olmak ve ihtiyaç var mı? Büyüyüp gelişmekte olan süt içer. Ayağa muhtaç olan çarık giyer. Eğer bu dedikodu Allah’ın, hakkında ’O Ben’im-Ben o’yum’ dediği veya hakkında ’Hastalandım da yine halimi hatırımı sormadın. Yalnız o hastalanmadı ben de hasta oldum’ dediği yahut ’Benimle duyar, benimle görür’ dediği kulu içinse yine beyhude ve batıldır. Allah’ın has kullarıyla edepsizce konuşmak gönlü öldürür, amel defterini kapkara bir hale koyar. Sen bir erkeğe Fatma desen, erkekle kadın hep bir cins olmakla beraber, imkân bulursa kanına kasteder, isterse haddizatında halim ve mülayim olsun. Fatma sözü kadınlar için övünçtür. Fakat erkeğe söylersen kılıç yarası gibi tesir eder.
El, ayak bizim için övünç vesilesidir. Fakat Allah’ın arılığına nispetle kusur. O ’doğmaz-doğurmaz’ vasfına layıktır. Babayı da halk eden O, oğlu da. ’Doğmak’ cismani olanın vasfıdır. Doğan, ırmağın bu yüzüne mensuptur. Çünkü doğan, kevn-ü fesat alemindendir, aşağılıktır, sonradan olmadır. Elbette her hadis bir muhdise ihtiyaç duyar. Çoban:
- Ey Musa (a.s.), ağzımı bağladın, pişmanlıktan canımı yaktın, dedi. Elbisesini yırtıp yana yana bir ah çekti, başını alıp çöle doğru yola düştü.
Musa (a.s.)’ya Allah’tan şöyle vahiy geldi: ’Kulumuzu bizden ayırdın. Sen ulaştırmaya mı geldin yoksa ayırmaya mı? Muktedir oldukça ayrılığa ayak basma. Bence en hoşlanılmayan şey ayrılıktır. Ben herkese bir huy, herkese bir çeşit ıstılah verdim. Ona medih olan söz, sana zemdir. Ona göre baldır, sana göre zehir. Biz ise temizden de münezzehiz pisten de. Ağırlıktan da arıyız, çeviklik ve titizlikten de. Kullara, ’ibadet edin’ diye emrettimse bir kar, bir fayda elde edeyim diye değil, kullara ihsanlarda bulunayım diye. Hintlilere, Hintlilerin sözleri medihtir, Sintlilere Sintlilerin. Onların beni teşbih etmeleri ile münezzeh, mukaddes olmam. Bu tespih incilerini saymakla kendileri temizlenir. Biz dile, söze bakmayız, gönle, hale bakarız. Kalp huşu sahibi ise kalbe bakarız, isterse sözünde kulluk ve aşağılık olmasın. Çünkü gönül cevherdir, söz söylemekse araz. Bu yüzden araz ariyettir, maksat cevherdir. Manası gizli kapalı yahut başka olan bu çeşit laflar ne vakte kadar sürecek? Ben aşk ateşi istiyorum, kalbinde o ateşi uyandırmaya bak. O ateşe düş! Canda sevgiden bir ateş tutuştur, düşünceyi sözü baştanbaşa yakıver. Yâ Musa (a.s.), alimlerin adabı başka, ruhu yanmış aşıkların başka. Aşıklara her nefeste bir yanış var. Yıkık köyden haraç aşar alınmaz. Hatalı söz söylerse bile ona hatalı deme. Kana bulanıp şehit olursa yıkamaya kalkışma. Şehitlere kan, sudan yeğdir. Bu yanlış söz de yüzlerce doğrudan yeğ. Kâbe’nin içinde kıbleden eser yoktur.
166002
🌸Atâ b. Ebû Rebâh’tan rivayet edilmiştir:

♡~♡ İbn Abbâs (ra) bana:

💫–Cennetlik bir kadını sana göstereyim mi, dedi. Ben de:

💫 –Evet, (göster) dedim. O: –İşte şu siyahî kadındır.

💫Bu kadın Peygamber’e geldi ve:

💫–Saram tutuyor ve bedenim açılıyor, benim için Allah’a dua etsen, dedi.

💫 Peygamber : –İster sabret, cennetlik ol; istersen, sana afiyet vermesi için Allah’a dua edeyim, dedi. Bunun üzerine kadın:

💫 –Öyleyse sabredeyim, fakat bedenim açılıyor. Hiç değilse bedenimin açılmaması için dua buyur, dedi. Peygamber de onun için dua etti.

 ✨✨(B5652 Buhârî, Merdâ, 6; M6571 Müslim, Birr, 54)
122001
Nasıl bir perde !!
İnsan, özü itibari ile hakikattir.
Fakat, Rabbi ile arasına bazen bilerek bazen bilmeyerek duvarlar örer, perdeler çeker.
Perdelerin oluş sebepleri tamamen hakikatten ayrılmaları , Haktan uzaklasip , nefs ve benlik bataklığında dibe vurmaları...
Azıcık kibir belki.
Biraz kin
Biraz Riya
Biraz haset
Biraz ucb
Biraz öfke
Biraz ondan ,bundan
Yani Rabbin dışında bel bağladığın, kendinde ondan gayrısına tutundugun herşey perdedir aslında..
Bir o perdeleri tek tek kesip almadıkça hakikat uzaktır bize..
Lakin perdeleri açtıkça girer güneş eve , cami açarsan rüzgar sızar odana, perdeler kapalı ise nasıl girsin ışık içeri, rüzgar yada!!

Velhasıl, "Rabbulalemin izni olmadan yaprak kipirdamaz" da ... Sanırmısın ki malın senin iradenle çoğalsın! Senin istemenle üçe , beşe katlansin..
Niyetin kulluk ise malın cogalacaksa da Hak ile olur, niyetin buyukmekse, büyüyeceksede "Benlik" ile olur ayağına dolanır anlamasan da imtihan olur....ن
118003
Photo
Diyor ki;

Bir insanın malıyla kurduğu ilişki,
RABBİYLE KURDUGU İLİSKİNİN AYNASIDIR...🤔

öyle midir!!
👇🏻
101000
Video
Bir Baba ki, en çok hürmet gördüğü yer evladı yani olmasın.
Saygıyı evladından gören Baba , evladı yanın da olgunlaşır .
Evladının saygısı ile değerlenir.
Evladı ile tanınır .
Evladı ile sevilir.
Babasına saygısı olmayanın, Cümle cihanda kimseye saygısı olmaz.
Kimseyi büyük bilmez..
Evlat babanın izi, Baba evladın rehberi..

Hak Teala, Rızasını Anne babanın rızasına sakladı. Öfkesini de Anne babanın öfkesine gizledi.. (hadis)

Anne Baban razı ise Hak Teala razıdır.
Anne Baban öfkeli ise Hak tealadan kork!..
İşin sıkıntıda ise, sorun ,derdin, cefan çok ise dön bak ardına , anne babana "offff" dedin mi?
Üzdün mu?
Kızdırdın mi?
Yapış eline, al gönlünü, helallik iste, -Ki işin , hayatın düzelsin ....ن
,🤲🏻🌹
111005
Bâyezîd-i Bestâmî yağmurlu bir havada Cumâ namazına gitmek için evinden çıktı. Sağanak hâlinde yağan yağmur, yolu çamur hâline getir-mişti. Yağmur bitinceye kadar bir evin ihâta duvarına dayandı. Çamurlu ayakkabılarını duvarın taşlarına sürerek temizledi. Yağmur yavaşlayınca câmiye doğru yürüdü. Bu sırada aklına bir mecûsînin duvarını kirlettiği geldi ve üzülerek;
—Onunla helâlleşmeden nasıl Cumâ namazını kılabilirsin? Başkasının duvarını kirletmiş olarak nasıl Allahü Teâlânın huzurunda durursun? diye düşündü ve geri dönüp o mecûsînin kapısını çaldı. Kapıyı açan mecûsî;
—Buyrun bir arzunuz mu var? diye sorunca;
—Sizden özür dilemeye geldim. dedi. Mecûsî hayretle;
—Ne özrü? diye sordu. O da;
—Biraz önce duvarınızı çamurlu ayakkabılarımı temizlemek mak-sadıyla kirlettim. Bu doğru bir hareket değil. Yağmurun şiddeti bana bu inceliği unutturdu. deyince, Mecûsî hayretle;
—Peki ama ne zararı var? Zaten duvarlarımız çamur içinde. Sizin ayağınızdan oraya sürülen çamur bir çirkinlik veya kabalık meydana getirmez. dedi. Bâyezîd-i Bestâmî (k.s.) Hazretleri,
—Doğru ama, bu bir haktır ve sâhibinin rızâsını almak lâzımdır. dedi. Mecûsî;
—Size bu inceliği ve insan haklarına bu derece saygılı olmayı dininiz mi öğretti?  diye sorunca;
—Evet, dînimiz ve bu dînin peygamberi olan Muhammed aleyhisse-lâm öğretti. dedi. Mecûsî;
—O hâlde biz niçin bu dîne girmiyoruz? diyerek kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu

Arifler Yolu
109002
Bâyezid-i Bestâmî k.s Hazretleri anlatıyor:
—Benim zamanımda binlerce velî vardı. Hepsi de, ibâdet, riyâzet, keşif ve kerâmet sahibi idi. Fakat asrın kutuplarından biri ümmî bir de-mirci idi. Ben bu işin sır ve hikmetine karşı hayretler içindeydim. Çoluk çocuğunun nafakası için geceli gündüzlü örs başından ayrılmayan demirciyi göreyim dedim, bir gün dükkâna gittim. Selâm verdim. Beni görünce çocuklar gibi sevindi. Ellerime sarıldı, uzun uzun öptü. Ve benden dua rica etti. Henüz keşif âlemine girmemiş olduğu için makamından habersizdi. Benden dua isteyince dedim ki,
— Ben senin ayaklarından öpeyim de sen bana dua et! O da şu cevabı verdi:
—Benim sana dua etmemle içimdeki derd hafiflemez ki .
—Derdin nedir, söyle bir çare arayalım, deyince, tekrar şu cevabı verdi:
—Acaba kıyamet gününde bunca insanın hali ne olur? bunu düşünmekten, buna yanmaktan başka derdim yok. dedi.
Demirci bunu söyledi ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. Beni de ağlattı. O vakit içimde bir nida duydum:
—Bunlar nefsim, nefsim diyenlerden değil, ümmetim, ümmetim, di-yenlerdendir. Hemen içimdeki hayret silindi. Kutupluk makamının bu demirciye niçin verildiğini sezer gibi oldum. Anladım ki, böyleleri, sevgili Peygamberimizin kalbine doğrudur ve onun hakikatına mazhardırlar. Demirciye sordum:
—İnsanların azab çekmesinden sana ne? Cevabı şöyle oldu:
—Bana mı ne? Benim fıtratımın mayası, şefkat suyuyla yoğrulmuştur. Cehennem ehlinin bütün azabını bana yükleseler de onları bağışlasalar ben saadete ererim ve derdimden kurtulurum. Demircinin dükkânında saatlerce oturdum. Sohbet ettik. O, namazda okunmak için farz miktarından fazla sûre ve âyet bilmiyordu. Onları öğrettim. Ve ben, onun yanında kırk yıldır elde edemediğim manevi derecelere yükseldim. İçim feyz-i İlâhî ile doldu. O vakit büsbütün anladım ki, kutupluk sırrı başka bir mânâ imiş. O, faziletle, ilimle, ibadetle, elde edilen bir iş değil, sadece Allah vergisidir.

Arifler Yolu
111001
Abdülhâlık Gucdüvani h.z nin (k.s.) ;Bir gün huzuruna gelen bir kimse
—Efendim! Tasavvuf yolunda bulunan kimseye şeytan yaklaşabilir mi? diye sordu. Şöyle cevap verdi:
—Tasavvuf yoluna yeni gelmiş bir talebe, nefsini emmâre olmaktan kurtaramamış ise, bir şeye öfkelendiği zaman şeytan ona yaklaşabilir. Şayet nefsi mutmainne derecesine çıkmış ise o kimsede öfkelenmek yerine gayret hasıl olur. Her ne zaman gayret etse şeytan ondan kaçar. Bu kadar sıfat o kimseye kâfidir. Yeter ki Hakk'a yönelsin. Allâhü Teâlâ'nın kitabına ve Resülünün sünnetine sarılsın. Bu iki nur arasında tasavvuf yolunda yürüsün. buyurdu...ن

Arifler Yolu
111001

Showing 30 of 56 posts

Derecelendirme

Giriş yapılması gerekli

Frequently Asked Questions

HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃 Telegram kanalı ne hakkında?+

HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃 (@gayb571), tgdio üzerinde Din kategorisinde listelenen bir Telegram kanalıdır. Abone olmadan önce sıralama, puan, yorum ve gönderilere bakın. Şu an tgdio üzerinde yaklaşık 2.311 abonesi var.

HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃 (@gayb571) kanalına nasıl katılırım?+

tgdio üzerindeki kanal profilini açın, Join / Open in Telegram ile @gayb571 abonesi olun.

HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃 iyi bir Din kanalı mı?+

tgdio üzerinde katılmadan önce HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃 puanını, yorumlarını ve sıralamasını kontrol edin. Şu an tgdio üzerinde yaklaşık 2.311 abonesi var. Benzer Din kanallarla karşılaştırın.

HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃 istatistiklerini nerede görürüm?+

tgdio üzerinde @gayb571 sayfasını açın: abone istatistikleri, sıralama, puan ve gönderiler.