Modern dünya sana "nazik ol, uyumlu ol, herkesi sev" diye fısıldıyor. Ama gerçek hayatın sert duvarlarına çarptığında şunu anlıyorsun: Dünya nazik adamlara değil, kontrol altındaki güçlü adamlara saygı duyar.
Bir erkeğin kalitesi, sahip olduğu kaslardan veya cebindeki paradan önce, kaos anındaki sessizliğinden belli olur.
Çoğu erkek dışarıdan gelen en ufak bir provokasyona, bir reddedilmeye veya işlerin ters gitmesine hemen tepki verir. Bağırır, çağırır, şikayet eder ya da küser. Bu, maskülenite değil; kontrolünü kaybetmiş bir çocukluktur. Bir erkek ne kadar çabuk provoke oluyorsa, o kadar kolay yönetilir. Eğer duygularını kontrol edemiyorsan, rakiplerin senin en büyük zayıflığını bulmuş demektir.
Gerçek güç, bir şeyi yapabiliyor olmak değil; o güce sahipken durabiliyor olmaktır.
Piyasalar çökerken paniklemeyen adam kazandırır.
Müşteri darlarken çizgisini bozmayan satıcı kapatır.
Sözün az, etkin çok olsun. Sessizliğin, en büyük otoriten olsun.
Kaosun ortasında herkes sağa sola koştururken, sakince rotayı çizen lider takip edilir.